Müslüman Kadın Nasıl Olmalı ?

Her cümlesi pür dikkat, okunması gereken bir yazıdır. Bu yazının önemli kısımları aşağıdaki gibi vurgulanmıştır. Özellikle bilinmesi gereken yerler de dikkat çekici olarak vurgulanmıştır…

Kadın hakkında ne kadar çok şey yazılmıştır, bilinmez…

Kadının nasıl olması icap ettiği de, bu yazılanların bir kısmını teşkil eder.

“-Kadın nasıl olmalı?” sorusu bana sorulsa, bir tek kelime ile cevap vermeyi kâfi görürüm : “Meczûbe..” Bu da ne demek oluyor, diye merak ve tecessüsle birbirine sormaktan, lügat arayıp karıştırmaktan kurtarmak için manâsını da burada vereyim: “ALLAH’ın emirlerine, kendinden geçercesine, titizlikle itaat eden kadın…” Kadının hiç bir vasfı bu vasfından öncelikli olamaz; diğer vasıfları ancak bu vasfından sonra gelebilir ve dikkate alınması uygun olabilir. Bu şahsî bir tercih değil, Yaratan’ın koyduğu bir ölçüdür.

“-Kadın nasıl olmalı?” sorusu, “Sâliha Kadın”ı da hatıra getirir. Mü’min dünyada takvâdan sonra, sâliha kadın bir eş kadar hiç bir hayır ve mutluluktan faydalanmış değildir. Bir hadis-i şerifte : “Sâliha kadından daha kıymetli bir dünya nimeti yoktur.” buyurulmaktadır. Sevgi, itaat ve sadakat, sâliha kadının vasıflarıdır.

Bunları ibadet bilecek, kocasını bu hususlarda memnun etmeyi kendisi için en büyük cihad olarak benimseyecek eş, sâliha bir kadındır. Diğer bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (SAV) sâliha kadının şu vasıflarını belirtmiştir : “Yüzüne baktığı zaman kocasını sevindirir, emrettiği zaman itaat eder, yanında olmadığı zaman da kocasının haklarını korur.” Mümine hanımların kendilerine örnek alabilecekleri Hz.Aişe validemiz, Hz.Peygamberin arzu ve isteklerini fevkalade bir hassasiyetle dikkate aldığı için, Hz.Peygamberin : “-Sen gurab-ul-âsamsın.” iltifatına mazhar olmuştur (Senin gibisine çok nadir rastlanabilir, manâsında).

Bazı sözlükler; sâliha kadın için “uygun ve uyumlu eş” demekle, manâsını çok geniş tutmuşlardır. Bu durumda, her aile reisinin kendi düşünce ve yaşayışına uygun, yani “eşi ile uyumlu” olan kadın, bu sözlüklere göre “saliha” kabul edilmiş olmaktadır. Ancak, “aile reisinin kendi düşünce ve yaşayışı” nın Yaratan’ın o­nun için çizdiği programa uygunluk göstermediği hallerde de “eşi ile uyumlu” olan bir kadına, “Sâliha Kadın” sıfatını yakıştırmak isabetli olabilir mi? Bu lügat manâsına itibar edilmeyip, saliha kadınlığın ancak Yaratan’ın insan için çizdiği program dahilinde söz konusu olabileceğini kabul etmek doğru olur.

Dünya hayatının saadeti, âhiret hayatının huzuru, dindar aile ve sâliha kadın ile yakından alâkalıdır.

Ahmet bin HANBEL’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Resulullah (SAV) efendimizin sâliha hanım, uygun mesken ve iyi bir bineği, insanoğlunun dünyadaki saadet vesileleri arasında saydığı ifade edilmektedir.

Hz.Ali(RA)’nin “Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil-âhireti haseneten ve kinâ azâben-nâr…” duasını çeşitli kadın tiplerine göre yorumlayarak; “Dünyada bir iyilik : Saliha eş, âhirette bir iyilik : Hurûl-iyn, bizi cehennemden koru : Eşine hükmetmeğe çalişan kadın ( el-Meret-üs selita) dan koru.” manâsını verdiği rivayet edilmektedir (Tiybî).

Hem Saliha eş, hem de eşine hükmetmeye çalışan eş, her ikisi de bu dünya hayatı içinde kurulan aile topluluklarında olur. Aile, karı, koca ve çocuklardan meydana gelen fıtrî bağlar üzerine kurulan küçük fakat sosyal bir topluluk olarak tarif edilebilmektedir. Aile tipleri olarak ; 1-Ananın hâkim olduğu aile (Matriyarkal aile, Roma ailesi), 2- Babanın hâkim olduğu aile (Patriyarkal aile, Ataerkil aile), 3-Yalnız ana-baba ve çocuklardan ibaret aile (Modern aile,çekirdek aile, dar aile), 4- Büyük anne,büyük baba ve yakın akrabalar dahil olan aile (Geniş aile) den bahsedilmektedir.

Bizim dinimize, köklü geleneğimize uygun olanı, ananın değil, babanın hâkim olduğu ailedir. Yüzyıllar boyunca geniş aile yapısını da muhafaza etmemize rağmen, sanayileşme ve kentleşme ile geniş aileden dar aile tipine geçiş olmaktadır.

Zamanımızda kitle iletişim vasıtaları fevkalade gelişmiş ve maalesef bunlar hayırdan ziyade şerrin propagandası için kullanılır hale gelmiştir. Güya kadın haklarını savunan, aslında kadını yaradılış programından, yüksek ahlâk ve seciyelerinden uzaklaştıran azgın feministlerin propaganda ve iğfallerine kapılmamak, kendilerini asıl değerli kılacak vasıfları kazanmaya ve yaşamaya çalışmak, bu zaman diliminde yaşayan kadınlarımızın ve kızlarımızın gayesi ve hedefi olmalıdır.

Bu zamanda müslüman ailelerine bile bulaşmış manevî hastalıklara karşı koruyucu ve tedavi edici aşıları bilmeden ve kullanmadan, sadece yuva kurup aile olmayı düşünmek, basiretsizliktir, tedbirsizliktir; dünya ve âhiret saadetini tehlikeye atmaktır. “-Kadın nasıl olmalı?” sorusunu, erkeklerden önce o­nların karşı cinsleri düşünmeli ve gereğini yapmalıdır.

Müslüman bir kadın nasıl olmalı sorusu günümüzde;  “modern yaşam” , “medeniyet”,  “erkek kadın eşitliği” ve “kadın hakları” gibi diğer meselelerin gölgesi altında kalmaktadır. Oysa durum öyle değildir.

ALLAH’ın emrettiği hususlardansa, modern hayatı tercih eden kadınlar kendilerine müslüman diyebilir mi ?

Soruyorum size; İslam dininde kadın erkek ayrımı var mı ? İslam dini; kadının ezilmesini, hor görülmesini emredermi hiç ? İslam dininden, ALLAH’ın emirlerinden böyle bir sonuç çıkarmadığınızı umuyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye , izmir escort ,